Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

Teskilatimiz

Giriş


 
 
 
POLİS TEŞKİLATININ TARİHÇESİ
Türk Devletlerinde Kolluk Hizmetleri
Bir millette emniyet ve güvenlik teşkilatının varlığı, o milletin devlet olarak teessüs ettiği andan itibaren başlar. Çünkü bir devletin varlığı öncelikle o devlette düzen ve güvenliğin sağlanmasını gerektirir. Bu, kolluk teşkilatlarının tarihinin devletlerin tarihi kadar eski olduğunun bir ifadesidir. Kolluk hizmetlerinin tarihi devlet hizmetleri kadar eskidir. Çünkü insanlar hem toplum içinde düzeni sağlayacak bir otoriteye, hem de bu otoritenin devamlı ve güvenilir olmasına muhtaçtırlar. Aksi halde kargaşa içine düşecekler ve bu defa özgürlükleri ve hakları söz konusu bile olmayacaktır (Yıldızhan, 1985: 11-12). Türklerde devlet geleneği, tarihin en eski devlet kurucularından olmaları nedeniyle binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Kolluk tarihimizle ilgili olarak en eski yazılı belge ise Tonyukuk Kitabesidir. Türk tarihinde emniyet hizmetlerinin yürütülmesi ve bununla ilgili kişi ve kuruluşlara ilk defa VIII. Yüzyılda Oğuz Türklerinde, Timur Tüzükatı'nda ve ULUG Kanunu'nda emniyet hizmetlerine bakan subaşılar adıyla rastlanmaktadır. Bunlar bulundukları yerlerin askeri işlerinin yanında emniyet ve asa-yişiyle de meşgul olmuşlardır. Bilinen en eski Subaşı, VIII. Asra ait Tonyukuk Kitabesinde ismi yazılı olan İnelkağan'dır (Çuhalı, 2002:19)
Eski Türkler, kamu düzen ve güvenliğini ulusal savunma ile birlikte yürütmüşlerdir. Polislik hizmetleri, ilk zamanlarda askeri örgüt içinde oluşmuş ve tümüyle askeri özellikler göstermiştir (Alyot, 1947: 11).
Eski Türklerde polis teriminin karşılığı olarak "Yarkan" (Yargan) teriminin kullanıldığı bilinmektedir. Yarkan sözcüğü, Moğolca'da "Daruga" kelimesinin karşılığıdır. Her iki sözcük de Uygur metinlerinde zabıta, polis, dedektif, gece bekçisi anlamlarında kullanılmıştır (Akbulut, 1995:13).
Selçuklular zamanında bir ilin mülki ve askeri idaresi ile kamunun düzen ve güvenliği "Subaşı"lar tarafından yürütülmüştür. Türk zabıta tarihinde önemli bir rol oynayan ve bütün tarih boyunca, muhtelif şekil ve suretlerde görünmekle beraber daima zabıta işlerinin de başında bulunmuş olduğu anlaşılan subaşıyı ilk zabıta olarak telâkki etmek lazımdır(Alyot, 2008:10). Su; asker, komutan ve ordu anlamında kullanılmıştır. Subaşı ile de başkomutan ifade edilmiştir. Subaşılar, savaşta belli birliklere komuta etmeye başlamış, barışta da bulundukları bölgenin güvenliğini sağlamışlardır. Subaşı, Devlet adına kamu düzenini sağlamakla görevli büyük komutan anlamına gelmekte idi.(Vural, 1971: 15).
Anadolu Selçuklularında, il merkezlerinde askeri ve mülki işleri yürüten komutanlara Subaşı denilmiştir. Bunlar, bulundukları yerlerin kamu düzen ve güvenliğini sağlamışlardır. Savaş zamanında çevrelerindeki ilçe ve köylerin tımarlı sipahilerine komuta etmişlerdir (Alyot, 1947:10).
Eski Türklerde kamu düzen ve güvenliğine ilişkin olmak üzere, idare ve inzibat sistemine ait üç önemli kanun bulunmaktadır. Eski Türk kanunlarından bize kadar intikal etmiş üç tanesi meşhurdur: Bu üç kanun; Oğuz Han'ın Oğuz Türesi (Türe: tüzük, yasa, nizam), Cengiz Han'ın Uluğ Yasası ve Timur'un çıkardığı Tüzükat'tır (Alyot, 2008:12). Emniyet hizmetlerinin görülmesiyle ilgili bu kanunlarda; suçların önlenmesi, suçluların yakalanması ve cezalandırılması ile ilgili hükümler yer almıştır (Çufah, 2002:20)
 




Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Güvenlik Hizmetleri
Osmanlı imparatorluğu zamanındaki güvenlik teşkilat ve hizmetlerini 5 büyük devre ayırmak
mümkündür (Alyot, 2008:31-32):
Birinci Devre: Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan İstanbul'un fethine kadar (1299-1453)
İkinci Devre: İstanbul'un fethinden Yeniçeri Ocağının lağvedilmiş bulunduğu Vaka-i Hayriye tarihine kadar(1453-1826)
Üçüncü Devre: 1826 senesinden Zabtiye Müşiriyetinin kurulduğu 1846 tarihine kadar
Dördüncü Devre: 1846 tarihinden Zabtiye nezaretinin lağvedildiği 1909 senesine kadar.
Beşinci Devre: 1909 senesinden bugüne kadar
1299-1453 Dönemi
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi, bağımsızlığını ilan ettiği zaman; huzur ve güveni sağlamak için ilk zabıta ve inzibat teşkilatı olarak Kadılık ve Subaşı denilen zabıta amirliklerini oluşturmuştur. Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren halkın güvenliğine önem vermiştir. Askeri, mülki ve idari işlere bakan kadılar, sadrazama karşı, Subaşılar ise kadılara karşı güvenlikten sorumlu tutulmuşlardır. O zamanlarda her şehir ve kasabada, birer kadı ve subaşı bulunmaktaydı. Kadılar, genellikle idari işleri yürütürken; kasabanın asayiş işlerini ve kadının verdiği hükümlerin yerine getirilmesini aynı zamanda askeri bir amir olan Subaşılar yürütmekteydi. Osmanlılarda polis ve güvenlik, zabıta, asayiş ve emniyet kavramları ile ifade edilmekteydi(Fındıklı, 1999:295).
Asayiş işlerinin asıl sorumlusu Subaşılardır. Subaşılar ve emirleri altında bulunan Yasakçıların yanında, geceleri güvenliği sağlayan ve gece bekçiliği yapan Aseslerin ve onların amiri Asesbaşıların asayişle ilgili hizmetlerin yerine getirilmesinde görevli olduklarını söylemek mümkündür. Asesler, İstanbul'un emniyet işlerinde çalışan, kolluk görevi yapan kimselerdi. Aseslerin en büyük amirine de Asesbaşı denirdi. Asesbaşı şehrin disiplininden sorumluydu. Asesbaşılar, başlangıçta, geceleri güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuşken; zamanla gece ve gündüz subaşılarla birlikte İstanbul'un asayiş ve inzibatıyla meşgul olmuşlardır. Bu dönemde yine sadrazama bağlı olarak ve sivil görev yapan istihbarat sorumlusu "Tebdil-i Çuhadarlar" bulunmaktadır Eyaletler ve sancaklar şeklinde teşkilatlanan Osmanlı İmparatorluğu'nun taşra teşkilatında değişik adlarla güvenlik görevlileri görev yapmışlardır. Başkent dışında Eyaletlerin güvenliğinden Beylerbeyi, Sancaklarınkinden ise Sancakbeyi sorumlu tutulmuştur (Çufah, 2002:21





1453-1826 Dönemi
İstanbul'un fethinden sonra yeniçeri teşkilatı gelişmiş, askeri komutanlık başka adlarla ifade edilmeye başlanmış ve subaşılık yavaş yavaş, sadece şehir ve kasabaların dirlik ve düzenine ve hatta belediye imar işlerine bakan kimselere unvan olmuştur. 1453 yılından sonra Yeniçeri Teşkilatının genişlemesi üzerine Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'un düzen ve dirliğinin sağlanması işleri başta Yeniçeriler olmak üzere Bostancı, Cebeci, Topçu gibi askeri ocaklar ile Kaptan-ı Derya askerlerine intikal etmiştir. İstanbul; Yeniçeri Ağası, Bostancıbaşı, Cebecibaşı, Topçubaşı ve Kaptanpaşa arasında bölgelere ayrılmıştır.
Bu dönemde tesis edilen Böcekçibaşılar, suçluları izleme ve yakalama işleriyle uğraşmışlardır. Ayrıca başkent İstanbul'da sadrazamın, illerde de valilerin emrinde Baştebdil denilen bir istihbarat şefi çalışmıştır.
Ayrıca kadılar da bu dönemde polis görevlerini yapmaya devam etmişlerdir. Sadrazam ve Yeniçeri Ağasından sonra adli, idari ve yerel yönetim işleri yanında İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp Kadılıkları, polisiye hizmetlerin, özellikle ahlak zabıtasına ait işlerin yürütülmesinde polis amiri olarak görev yapmışlardır.
Kulluk, bulunduğu mevkiin emniyetiyle ilgili olup; o şehrin ve kasaba halkının emniyeti için kurulan karakol ve zabıta idaresi demekti. Gece gündüz şehri dolaşan ve asayişten sorumlu kişilere Kulluk-çu ve Karakullukçu denilmiştir. Bunların toplu olarak kaldıkları yerlere Karakulhane adı verilmiştir. Bunları yöneten kişilere ise Başkarakullukçu denilmiştir. Kullukçular şehrin muhtelif yerlerinde önleyici zabıta hizmetleriyle görevlendirilmişlerdir (Yaşar, 1996: 6).
İstanbul'daki yabancı misyonların korunması görevi yeniçeri ocağı içinden seçilen Yasakçılar tarafından yerine getirilmiştir.
aşrada ise kapıkulu ve eyalet askerleri iç düzen ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis hizmeti görmüşlerdir.
1826-1845 Dönemi
Devletin gerilemeye ve yönetimin çözülmeye başlamasıyla birlikte, düzen ve güvenliği sağlamakla görevli yeniçeriler, emniyet ve asayişi sağlayacakları yerde, tamamen bozmuşlardır. Yeniçeriler, bu olumsuz davranışları nedeniyle, 18 Haziran 1826 tarihinde Padişah II. Mahmut tarafından ortadan kaldırılmıştır. Tarihte bu olay Vaka-i Hayriye olarak anılmaktadır.
Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra İstanbul'da Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Asakiri-i Muntazama-i Hassa) adlı bir teşkilat kurulmuştur. Teşkilatın başına Yeniçeri Ağasının yetkilerine sahip Serasker getirilmiştir. Bu teşkilat polisiye hizmetleri de üstlenmiştir(Çufalı, 2002:22).
Ayrıca Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından iki ay sonra yayımlanan İhtisap Ağahğı Nizamnamesi ile İhtisap Nezareti kurulmuştur. Asıl görevi belediye hizmetlerini yerine getirmek olan bu teşkilatın devriye gezmek, kimlik kontrolü yapmak ve yardıma muhtaç olanlara yardım etmek gibi zabıta görevlerini de yerine getirdikleri görülmektedir. Bu teşkilat 1846 yılında zabıta işlerinden çekilerek sadece belediye işlerine yönelmişlerdir. 1834 yılında Anadolu ve Rumeli'nin bazı eyaletlerinde Asakiri Redife adıyla kurulan askeri teşkilatın idaresi, Yeniçeri Ağasının iç güvenlik konusundaki yetkilerine sahip Serasker denilen komutana verilmiştir(Çufalı, 2002:20).
Bu dönemde gerek başkent İstanbul'da, gerek taşrada polis hizmetleri birbirinden farklı örgütler tarafından yürütülmüştür. İstanbul'da İhtisap Nezareti, eyaletlerde Sipahiler vardır. Kuvvetlerin emir ve komutasında birlik ve bütünlük sağlanamamıştır. Yurdun her tarafı için aynı yapıda bir polis örgütü kurulamamış ve bu karışıklık Zabtiye Müşiriyetinin kurulduğu 1846 senesine kadar devam etti (Alyot, 2008: 69). 1845 yılına kadar, İstanbul'da her emniyet faaliyeti için ayrı ayrı kişiler görevlendirilmişken, illerde Beylerbeyinin emrindeki Sipahiler bu hizmeti görmüşlerdir (Vural, 1971: 16).
1845-1879 Dönemi (Zaptiye Müşirliği Dönemi)
1845 yılma kadar Başkent İstanbul'da ve taşra illerinde iç güvenlik hizmetlerinde önemli gelişmeler sağlanmasına rağmen hizmetlerin bir çok makam ve kişilere bağlı oluşunun getirdiği sorunlar devam etmiştir. Örgütlenme ve uygulamadaki bu karışıklığı gidermek için 10 Nisan 1845 tarihinde İstanbul'da ilk polis teşkilatı kurulmuş, bu örgütün görevleri yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum Tezkereyi Umumiye adı altında bir yazı ile de yabancı elçiliklere bildirilmiştir (Alyot, 2008: 75). 10 Nisan 1845 tarihinde yayınlanan ilk Polis Nizamnamesi Türk Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir. Polis teşkilatının kuruluş amacı bu nizamnamede belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir (Gülmez, 1983: 4).
1845 tarihli 17 maddelik Polis Nizamının, 1 Temmuz 1800 tarihli "Paris Emniyet Müdürünün Görevlerini Düzenleyen Kararname" adlı metin esas alınarak hazırlandığı bilinmektedir. Napolyon Döneminin (1799-1814) hemen başlarında çıkarılan bu kararname ile Paris Emniyet Müdürünün görevleri altı bölümde, elli maddede düzenlenmişti.
Polis Nizamı, 17 maddeden ibarettir. Bu Nizamname, kaynak kararnamenin birkaç istisna dışında, yalnızca polisin genel görevlerinin düzenlendiği ikinci bölümünü temel almıştır. Sözü edilen Polis Nizamnamesine rağmen örgütlenme alanındaki karışıklıklar giderilememiştir. Başkentte polis hizmeti Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan bir örgüt tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Taşrada polis hizmeti ise, Sipahiler ve İstanbul'da olduğu gibi memleketin bir çok illerinde kurulan Asakir-i Mansure alaylarına verilmiştir (Alyot, 2008, s.75-77).
Hem İstanbul'un, hem de illerin güvenlik işleri, Zaptiye Müşiriyetince yürütülmüştür. Zaptiye Mü-şiriyeti; gerek teftiş memurlarıyla ikinci defa olarak 1867 yılında kurulmaya girişilen polis örgütünün ve gerekse jandarma örgütünün bağlı olduğu tek yer olmuştur. Bu Tevhidi Zabıta Dönemi 1879 yılma kadar devam etmiştir. 1879 yılında Zaptiye Müşüriyeti kaldırılmış ve yerine görevi sadece polis işlerini içeren Zaptiye Nezareti kurulmuştur. Böylece polis ve jandarma ayrılmışlardır. Görülüyor ki 1879 senesinden itibaren Zaptiye Nezareti aşağı yukarı bugünkü Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Jandarma Dairesi ise bugünkü Jandarma Genel Komutanlığı'mn vazife ve yetkileriyle görevlendirilmiştir(Alyot, 2008, s.75-77).

 

 

 

 

 

1879-1909 Dönemi (Zaptiye Nezareti Dönemi)
1879 yılında kurulan ve başlangıçta İstanbul ve çevresinde teşkilatlanan Zaptiye Nezareti, daha sonra ülke çapında genişlemiş ve tüm merkez ve taşra polis kuruluşları bu Nezaret tarafından tek merkezden yönetilmiştir. Bugünkü Emniyet Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini yürütmüş olan Zaptiye Nezareti 1909 yılında kaldırılmıştır.
Polis Teşkilatı gelişmesini sürdürmeye devam etmiş ve 1881 yılında İstanbul'da düzen ve güvenliği sağlayan Asakir-i Zaptiye Teşkilatı lağvedilmiş ve yerine Polis Teşkilatı kurulmuştu. Bu merkez, İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu Polis Müdürlükleri ve Beşiktaş Polis Memurluğu olarak dört polis dairesine bölünmüştür. Her polis dairesi bir polis müdürü ile bir başkan ve iki üyeden oluşan bir polis meclisinden oluşmuştur. Polis dairesi de merkezlere bölünmüş ve her merkez bir Serkomiser tarafından yönetilmiştir. Zamanla Polis Meclislerinin üye ve her daireye bağlı Serkomiserliklerin sayısı çoğalmıştır. 1886 yılında İstanbul Polis Müdürlüğü dışındaki diğer müdürlüklere mutasarrıflık adı verilmiş, polis müdürüne de mutasarrıf denilmiştir. Aynı yılda bir sağlık dairesi, 1898 yılında İstanbul'da bir sivil polis teşkilatı ve süvari polisi, 1899 yılında da deniz polisi hizmetleri başlatılmıştır.
1881 yılında fiilen kurulmuş olan Polis Teşkilatının görev ve yetkilerini belirleyen ilk hukuksal metin, 6 Aralık 1896 tarihinde yayımlanmıştır. Bu talimata göre, polisin görev ve yetkileri 16 maddede toplanmıştır.
Gerçek anlamda, Polis Teşkilatının tertip ve teşkilini, zat işlerini, vazife ve yetkilerini tayin ve tespit eden kapsamlı bir metin 19 Nisan 1907 tarihinde, Polis Nizamnamesi olarak yayımlanmıştır. Kapsamlı olan bu Nizamname 167 maddeden oluşmuştur. Bu nizamnameye göre polisin görevleri; önleyici zabıta hizmetleri, siyasi zabıta hizmetleri ve adli zabıta hizmetleri olarak ifade edilmiştir. Polis Teşkilatının her türlü ihtiyacını karşılaması ve yabancı etkiler altında kalınmadan hazırlanması yönüyle alanında ilk Nizamnamedir. Bir başka özelliği de uzun süre başarı ile uygulanmış olmasıdır(Çufalı, 2002:24).
Gerçek anlamda Polis Teşkilatının tertip ve teşkilini, zat işlerini, vazife ve yetkilerini tayin ve tespit eden nizamname ancak 1907'de yayımlanmıştır (Alyot, 2008: 183). 1907'deki bu nizamnameye göre polis -zabıta kuvvetinin esas vazifesi, genel güvenliği muhafaza etmek ve asayişin devam ve istikrarını sağlamaktan ibarettir. Bu Nizamnameye göre polisin bu esas vazifesi üç kısma ayrılmaktadır(Alyot, 2008: 193):
1. Zabıta-i İdare veya Önleyici Zabıta Vazifesi
2. Zabıta-i Mülkiye veya Siyasi Zabıta Vazifesi
3. Zabıta-i Adliye veya Adli Zabıta Vazifesi
1907 Polis Nizamnamesi, İstanbul'la birlikte ülke geneline hitap etmiştir. 1907 tarihli Nizamnameye göre polisler; serkomiser, ikinci komiser, üçüncü komiser, komiser muavini ve polis memuru olarak beş sınıfa ayrılmışlardır(Alyot, 2008:194).
1909-1923 Dönemi (Meşrutiyet Dönemi)
1908 yılında İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine Fransız ve Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden kurulması kararlaştırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan "İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun" ile 31 Mart olayından sonra artık yaşaması imkansız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine bağlı ve memleket genelinde görevli Emniyeti Umumiye Müdürlüğü ve İstanbul Vilayetine bağlı bir Polis Müdüriyeti kurulmuştur (Alyot, 1947: 489).
1909-1913 yılları içinde çeşitli konularda zabıtayı doğrudan doğruya ilgilendiren önemli sayıda kanun ve nizamnameler yayımlanmıştır (Alyot, 1947: 497).
9 Aralık 1913 tarihinde, Dahiliye Nezareti Teşkilat Nizamnamesi çıkarılmış ve bu Nizamnamede, Emniyeti Umumiye Müdüriyetinin görevi, "Memleketin emniyet ve inzibatına taalluk eden her türlü umum muemalatı takip ve o baptaki muhaberatı idare ve polis teşkilat ve polis mekteplerini idare etmek" olarak tespit edilmiştir. Görevleri bu nizamname ile belirlenen Emniyeti Umumiye Müdürlüğü, Ankara'da Milli Hükümet Emniyeti Umumiyesi kuruluncaya kadar, Dahiliye Nezaretine bağlı olarak hizmet görmüştür (Alyot, 1947: 489).
Cumhuriyet Hükümetinin kuruluşuna kadar geçen süre içerisinde ülkenin iç güvenliği Umum Jandarma Kumandanlığı, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ve İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi olmak üzere üç teşkilat tarafından yürütülmüştür.
Türk polisi, Mondros Mütarekesinin yapıldığı 30 Ekim 1918 tarihinden, Milli Polis Teşkilatının kurulduğu 24 Haziran 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin polisi olarak hizmet etmiştir. 24 Haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesinin kaldırıldığı 24 Şubat 1923 tarihine kadar geçen sürede biri İstanbul'da diğeri Ankara'da olmak üzere iki ayrı polis teşkilatı görev yapmıştır.
Merkezi İstanbul'da olan Polis Teşkilatı, Osmanlı Hükümetine bağlı olarak gittikçe daralmış olan bir bölgede faaliyetini sürdürmüştür. Merkezi Ankara'da olan Polis Teşkilatı ise, Milli Hükümete bağlı olarak, Kurtuluş Savaşı boyunca hızla genişlemiş ve geniş bir bölgede görev yapmıştır.
Kurtuluş Savaşı başarıyla tamamlandıktan sonra İstanbul, Milli Hükümet yönetimine girmiştir. Böylece 24 Şubat 1923 tarihinde İstanbul Emniyeti Umumiye Müdüriyeti kaldırılmış ve Kurtuluş Savaşı koşullarının ortaya çıkardığı ikili polis teşkilatı yerini tek bir polis teşkilatına bırakmıştır. Bu, günümüz Emniyet Genel Müdürlüğünün karşılığı olan Emniyeti Umumiye Müdüriyetidir.
 
Cumhuriyet Döneminde Polis Hizmetleri
29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiş ve yeni Türkiye Cumhuriyeti henüz teşkilat yapısını tam olarak kuramamış, güçsüz bir polis teşkilatı devralmıştır. Henüz teşkilat kanunu yoktur. Hizmetler, 1907 ve 1913 tarihli Polis Nizamnamesine göre yürütülmektedir. 14 Mayıs 1930 tarihinde Emniyeti Umumiye Müdürlüğü olan ismi, Emniyet İşleri Umum Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir.
Polis Nizamnamesinin ihtiyaçları karşılamadığının görülmesi üzerine 30 Haziran 1932 tarih ve 2049 sayılı Polis Teşkilatı Kanunu çıkarılmıştır. Kanun 46 maddeden ibarettir. Polis teşkilatının kadro ve derecelerini, mesleğe girme, atama, yükselme, cezalandırma gibi konuları düzenlemiştir. 30 Haziran 1932 tarihli yasanın en önemli özelliği polis okullarının açılması ile Türk kadınının polis teşkilatına alınmasının sağlanmasıdır.
Cumhuriyetle birlikte toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatta ilerlemeler olmuş, polisiye hizmetler artmıştır. Polisin görev ve yetkilerini düzenleyen yasanın günün şartlarına göre cevap verememesi üzerine yeni düzenlemelerin yapılması gereği duyulmuştur.
Teşkilatlanmaya yönelik hukuksal düzenlemeler de, hızlı gelişmelere ayak uyduramamış ve 4 Haziran 1937 tarihinde, bugün yürürlükte bulunan ve Polisin teşkilat, kadro ve yönetim yapılanmasını düzenleyen 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu (ETK) yayımlanmıştır.
1930'lu yıllar, polis teşkilatında hukuksal düzenlemelerin çokça yapıldığı yıllardır. Polis okullarının yanı sıra orta ve yüksek kademe amir yetiştiren ve yüksek okul olan Polis Enstitüsü, 6 Kasım 1937 tarihinde Ankara'da açılmıştır. Yine 1938-1939 öğretim yılında eğitime başlayan Polis Kolejinin açılışını sağlayan yasanın yayımlanma tarihi de bu döneme rastlamaktadır. 1950 yılına gelinceye kadar her ilde Emniyet Müdürlüğü, gerek duyulan ilçelerde ise İlçe Emniyet Amirliği veya Emniyet Komiserliği teşkilatlanması bitirilmiştir.
- Ülkenin gelişmesine paralel olarak trafiğe çıkan araçların artması nedeniyle belediyeler tarafından yapılan trafik hizmetleri 11 Mayıs 1953 tarihinde çıkarılan 6085 sayılı Karayolları Trafik Yasası ile polise verilmiştir. Günün koşullarına göre yeniden düzenlenen yasa 13 Ekim 1983 tarihinde, 2918 sayılı yasa ile yenilenerek yürürlüğe girmiştir.
- Toplumsal olayların gündeme gelmesiyle 15 temmuz 1965 tarihinde, 654 sayılı Toplum Zabıtası Kurulması Hakkında Kanunla toplum polisi birimleri oluşturulmuştur. Daha sonra 11 Ağustos 1982 tarih ve 2696sayılı "3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununa 7 ek Madde Eklenmesine Dair Kamın "la Toplum Zabıtasının yerine ÇEVİK KUVVET birimlerinin kuruluşuna geçilmiştir. Böylece Toplum Zabıtasının adı Çevik Kuvvet olarak değiştirilmiştir.
- Polis Teşkilatında Özel Harekât birimlerinin kurulması, 2559 sayılı Polis Görev ve Yetki Yasasında 16 Haziran 1985 tarih ve 3233 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerle gerçekleştirilmiştir. 14 Temmuz 1993 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Özel Harekat Dairesi Başkanlığı tesis edilmiştir.
- Daha sonra Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan düzenlemeler olduğu görülmektedir.
Zamanla diğer teşkilatlarda olduğu gibi polis teşkilatında da yeniden düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Belirli nedenlerden bir veya birkaçının ortaya çıkması sonucu, bir teşkilatta yeniden yapılanma, düzenleme veya reorganizasyon yapma ihtiyacı duyulur.
Türk Polis Teşkilatında tarihsel süreç içerisinde zamanla yeniden yapılanmayı gerektiren nedenleri şöyle sıralamak mümkündür (Aydın, 1996: 49):
1. Teknolojik gelişmeler.
2. Toplumun sosyo-ekonomik ve politik olarak yapısal değişikliğe uğraması.
3. Nüfus hareketleri.
4. Suç ve suçluların tür, sayı ve nitelik olarak değişmesi.
5. Polisin görevlerinin tür ve özellik olarak değişmesi.
6. Çeşitli nedenlerle polisin etkinlik ve verimliliğinin düşmesi.
7. Halkın polisten beklentilerinin değişmesi.
8. Polisin genel politikalarındaki değişiklik.
9. Yeni yasalarla polise daha çok görevler verilmesi.
10. Çağın gelişen koşullarına göre daha etkin ve verimli çalışmayı sağlamak.
11. Çağdaş polis uygulamalarına ve Avrupa Birliğine uyum sağlamak.
Bugünkü haliyle 1930'larda kuruluşu gerçekleştirilen Emniyet Teşkilatında köklü yeniden düzenleme (reorganizasyon) çalışmalarına 1970'lerde başlandı. Çünkü geçen 30-40 yıllık dönem içinde ülke genelinde sosyo-ekonomik ve politik gelişmeler ve değişmeler yaşanmış; buna paralel olarak ve bu değişime ayak uydurabilmek amacıyla, polisin merkez ve taşra teşkilatlarında da değişme ve yeniden düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
12 Eylül 1980'den sonra, emniyet teşkilatında büyük değişiklikler ve yenilikler yaparak teşkilatın modernizasyonu ve yeniden düzenlenmesi yolunda çalışmalara girişmek ve eksiklik ve boşluk görülen bir çok alanda gerekli mevzuat düzenlemesi yapılmak istendi. Bu gelişme, 12 Eylül harekatı sonunda ülke çapında yapılan idari reformun bir parçasıydı. Genel idare içinde İçişleri Bakanlığı'nın yapısı da topyekün yenilendi ve tüm bağlı kuruluşlar gibi Emniyet Genel Müdürlüğü de buna uydu.
Bu amaçla, 1981 yılında teşkilat yapısı ve yönetim sistemi olarak bugünkü teşkilatın temeli atıldı. 1981 yılında hazırlanan ve 1982'de tekrar gözden geçirilerek yürürlüğe konan Emniyet Teşkilat-Malzeme-Kadro (TMK) planları ile merkez teşkilatı ve bağlı kuruluşları yeniden yapılandı. 13.12.1983 gün ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile bu yeni düzenlemeler paralelinde teşkilata yeniden bir şekil verildi. 1983 yılında Toplum Zabıtasının kaldırılarak Çevik Kuvvete dönüştürülmesi ve Özel Harekat birimlerinin kurulması da bu dönemde yapılan büyük ve önemli değişikliklerdendir (Aydın, 1996:51).
Bundan sonra, 1988 ve 1993 yıllarında bilhassa merkez teşkilatındaki birimlerin birbirleriyle bağlantılarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha sonraki yıllarda daha küçük çaplı değişiklikler ve eklemelerin yapılması ile teşkilatın bugünkü durumu ortaya çıktı (Aydın, 1996: 51).
1996 yılında, Karayolları Trafik Kanunu ve Emniyet Teşkilatı Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanun ile Trafik Hizmetleri Başkanlığı kurularak, buna bağlı trafikten sorumlu üç ayrı Daire Başkanlığı oluşturulmuştur.
Taşra teşkilatında görülen başlıca değişikliklere veya kurulan yeni birimlere örnek olarak şunlar sayılabilir (Aydın, 1996: 53):
1.Motosikletli asayiş ekibi olarak "Yunuslar", 2. Motosikletli trafik ekibi olarak "Şahinler",
3.Otoyol Polisi, 4.Okul Polisi, 5. Deniz Polisi, 6. Su Altı Polisi (Balık adam), 7. Turizm Polisi,
8. Atlı Polis, 9. Değişen şartlara göre taşra teşkilatını oluşturan birimlere bağlı olarak kurulan yeni şube müdürlükleri, 10. Polis Merkezi Birimleri, 11. Toplum Destekli Polis Birimleri

 
 
 

 

 




  • Polis Radyosu
  • Kurumsal E-Posta
  • Polsan
  • UPEM
  • TUBİM
  • Suç Önleme Sempozyumu
  • UTSAS Sempozyumu
  • İçişleri Bakanlığı
  • BİMER
  • KGYS